Mustafa Kemal Atatürk

9 Ağustos 2026 Fatih Hakan İNCE 1 min read
Mustafa Kemal Atatürk portresi
Portre kaynağı: KAY-0012, Basılı s. 1 / PDF s. 11
Rütbe: Mirliva (19 Eylül 1921'de Mareşal)

Taraf: Türk

Kayıt ID: KOM-000016

Genel Bilgiler

Lakabı
Veri yok
Doğum Tarihi
1881
Doğum Yeri
Selanik
Şehadet / Akıbet
Vefat
Vefat / Şehit Tarihi
1938-11-10
Akıbet Yeri
Dolmabahçe Sarayı, İstanbul
Akıbet Açıklaması
10 Kasım 1938'de Dolmabahçe Sarayı'nda saat 09.05'te vefat etti. Naaşı Anıtkabir'dedir.
Mezar / Defin Yeri
Anıtkabir, Ankara
Kısa Tanıtım
TBMM Başkanı ve TBMM Orduları Başkomutanı; Sakarya Meydan Muharebesi'ni Başkomutan olarak yönetti.

Mezar Resmi

Mezar Resmi

Biyografi

Ayrıntılı Biyografi

Mustafa Kemal, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım'ın oğludur. 5 Ağustos 1921'de TBMM tarafından Başkomutanlığa getirildi ve Sakarya Meydan Muharebesi'ni Başkomutan olarak yönetti. 19 Eylül 1921'de Sakarya zaferinin ardından gazilik unvanı ve mareşal rütbesi verildi. 10 Kasım 1938'de Dolmabahçe Sarayı'nda saat 09.05'te vefat etti; naaşı Anıtkabir'dedir.

Askerî Öğrenim

Selanik'te Şemsi Efendi İlkokulu'nda öğrenime başladı. 1893'te Selanik Askeri Rüştiyesi (Askeri Ortaokul)'ne, 1895'te Manastır Askeri İdadisi (Lise)'ne, 13 Mart 1899'da Harp Okulu'na girdi (Harp Okulu'nda Yaka No.su 1283 idi). 10 Şubat 1902'de Harp Okulu'nu; 11 Ocak 1905'te Harp Akademisi'ni bitirdi. Fransızca ve Almanca biliyordu.

Askerî Kariyeri ve Terfileri

II Ocak 1905'te kurmay stajı için 5 nci Ordu 30 ncu Süvari Alayı'na atandı. 13 Ekim 1907'de Selanik'teki 3 ncü Ordu Karargâhı'na; 22 Haziran 1908'de Rumeli Şark (Doğu) Demiryolları Müfet­ tişliği 'ne ; 13 Ocak 1909'da 3 ncü Ordu Redif, 17 nci Selanik Tümeni Kur­ maylığı 'na ve bu arada "Hareket Ordusu"nun birinci kademe­ sinde Kurmay Başkanlığı'na getirildi. 5 Kasım 1909'da 3 ncü Ordu Karargâhı'na; 6 Eylül 1910'da 3 ncü Ordu Subay Talimgâhı Komutanlığı'na; 1 Kasım 1910'da tekrar 3 ncü Ordu Karargâhına; 15 Ocak 1911'de, 5 nci Kolordu Karargâhı'na atanmış ve son­ ra kıdemli yüzbaşı rütbesinde bulunmasına rağmen, 38 nci Pi­ yade Alayı Komutanı olarak görevlendirilmiştir. I 13 Eylül 1911'de Genelkurmay Karargâhı'nda görev aldı. I Ocak 1912'de Bingazi ve Deme bölgesinde Şark Gönüllüleri Komutanı; - II Mart 1912'de Deme Komutanı oldu. 24 Ekim 1912'de İstanbul'a döndü. 21 Kasım 1912'de Karargâ­ hı Umumi emrine verildi ve Akdeniz Boğazı Kuvvei Mürettebe Komutanlığı Harekât Şubesi Müdürü; daha sonra Bolayır Kol­ ordusu Kurmay Başkanı olarak görevlendirildi. 27 Ekim 1913'te Sofya Ataşemiliteri, aynı zamanda ek görevle 11 Ocak 1914'ten itibaren Belgrad ve Çetine Ataşemiliteri; 20 Ocak 1915'te 19 ncu Tümen Komutanı; 28 Temmuz 1915'te 15 nci Kolordu Komutanı; 8 Ağustos 1915'te Anafartalar Grubu ve 19 Ağustos'tan itiba­ ren Anafartalar Grup Komutanlığı uhdesinde kalmak üzere, 16 ncı Kolordu Komutanı (Bu göreve katılmadı, hava değişimi alarak ayrıldı). 27 Ocak 1916'da karargâhı Edirne'de olan ve 25 Kasım 1916'da Diyarbakır'a nakledilen 16 ncı Kolordu Komutanlı­ ğı 'na atandı. 7 Mart 1917'de 2 nci Ordu Komutanı; 5 Temmuz 1917'de 7 nci Ordu Komutanı; 9 Ekim 1917'de becayişen 2 nci Ordu Komutanı (bu göreve ka­ tılmadı ) ; 11 Ekim 1917'de izin aldı. 7 Kasım 1917'de Genel Karargâh emrinde; 20 Aralık 1917'de Veliaht ile birlikte Almanya'ya gitti. 7 Ağustos 1918'de 7 nci Ordu Komutanı; 31 Ekim 1918'de 7 nci Ordu Komutanlığı ile birlikte Yıldı­ rım Ordular Grubu Komutanı; 7 Kasım 1918'de Yıldırım Ordular Grubu lağvedildi; Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a çağrılarak Harbiye Nezareti emrine alındı. 30 Nisan 1919'da askeri ve mülki yetkililerle 9 ncu Ordu Kıtaatı (15 Haziran 1919'dan sonraki adı 3 ncü Ordu) Müfet­ tişi oldu. 8 Temmuz 1919'da İstanbul Hükümeti'nce memuriyetine son ve­ rildi. Kendisi de Ordu Müfettişliği ile askerlikten istifa etti. 5 Ağustos 1921'de TBMM Hükemeti Orduları Başkomutanı (Bu görevi üçer ay süreyle üç defa uzatılmış, 20 Temmuz 1922'de olağanüstü yetkiler kaldırılarak, Başkomutanlığı 29 Ekim 1923'e kadar sürdürmüştür). 30 Haziran 1927'de askerlikten emekliye ayrıldı.

Millî Mücadele Dönemi

30 Nisan 1919'da askeri ve mülki yetkililerle 9 ncu Ordu Kıtaatı (15 Haziran 1919'dan sonraki adı 3 ncü Ordu) Müfet­ tişi oldu. 8 Temmuz 1919'da İstanbul Hükümeti'nce memuriyetine son ve­ rildi. 5 Ağustos 1921'de TBMM Hükemeti Orduları Başkomutanı (Bu görevi üçer ay süreyle üç defa uzatılmış, 20 Temmuz 1922'de olağanüstü yetkiler kaldırılarak, Başkomutanlığı 29 Ekim 1923'e kadar sürdürmüştür).

Sakarya Meydan Muharebesindeki Görevi

5 Ağustos 1921'de TBMM Hükümeti Orduları Başkomutanı oldu ve Sakarya savunmasını başkomutan olarak yönetti; 19 Eylül 1921'de mareşalliğe yükseltildi.

Savaş Sonrası Hayatı

5 Ağustos 1921'de TBMM Hükemeti Orduları Başkomutanı (Bu görevi üçer ay süreyle üç defa uzatılmış, 20 Temmuz 1922'de olağanüstü yetkiler kaldırılarak, Başkomutanlığı 29 Ekim 1923'e kadar sürdürmüştür). 30 Haziran 1927'de askerlikten emekliye ayrıldı. 23 Temmuz 1919'da Erzurum Kongresi ve Doğu İlleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliye Başkanı; 4 Eylül 1919'da Sivas Kongresi ve Anadolu ve Rumeli Müda­ faa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliye Başkanı; Mart 1920'de Ankara Milletvekili; 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi Başkanı oldu. 29 Ekim 1923-10 Kasım 1938 yılları arasında Cumhurbaşkanlı­ ğı yaptı.

Görev Yaptığı Birlikler

Veri yok

Savaşlar ve Muharebeler

Kronolojik Görev Çizelgesi

Veri yok

Eserler ve Ödüller

Nişan, Madalya ve Takdirnameleri

Beşinci Rütbeden Mecidi Nişanı (25 Aralık 1906); Dördüncü Rütbeden Osmani Nişanı (6 Kasım 1913); Fransa Lejyon Donör Nişanı (11 Mart 1914); Üçüncü Rütbeden Osmani Nişanı (1 Şubat 1915); Bulgaristan Sen Aleksandr Nişanı'nın Komandör Rütbesi (23 Mart 1915); Gümüş İmtiyaz Madalyası (30 Nisan 1915); Harp Madalyası (15 Temmuz 1915, İstanbul Başbakanlık Arşi­ vi 'ndeki 67/4 dosya No.lu belgede 11 Mayıs 1918); Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası (1 Eylül 1915); Alman Demir Salip Nişanı (28 Aralık 1915); Muharebe Altın Liyakat Madalyası (17 Ocak 1916); Avusturya-Macaristan Üçüncü Rütbeden Muharebe Liyakat Madal­ yası (27 Temmuz 1916); İkinci Rütbeden Mecidi Nişanı (12 Aralık 1916); İkinci Rütbeden Osmani Nişanı (1 Şubat 1917); Alman, Birinci, İkinci Demir Salip Nişanları (9 Eylül 1917); Avusturya-Macaristan İkinci Rütbeden Muharebe Liyakat Madal­ yası (9 Eylül 1917); Birinci Rütbeden Kılıçlı Mecidi Nişanı (16 Aralık 1917); Birinci Rütbeden Kron Dö Prus Nişanı (Alman İmaparatoru ta­ rafından) (19 Şubat 1918); Fahri Yaver payesi verildi (23 Eylül 1918); Gazilik unvanı verildi (19 Eylül 1921); Aliyülâlâ Nişanı (Afganistan) (27 Mart 1923); Yeşil ve Kırmızı Şeritli İstiklâl Madalyası (21 Kasım 1923); Kıdem zamları ve takdirnameler. Yazdığı Eserler Takımın Muharebe Talimi (1908, Almanca'dan çeviri); Bölüğün Muharebe Talimi (1910, Almanca'dan çeviri); Cumalı Ordugâhı (1909); Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (1913); Nutuk (15-20 Ekim 1927'de Büyük Millet Meclisi'nde yazılı metin üzerinden okunmuş, sonraları "Söylev" adı ile de ya­ yınlanmıştır) . Fikri Gelişmesi, Siyasi Alandaki Çalışmaları ve Başarıları İçinde bulunduğu dönem, Mustafa Kemal'in tarihi görevi doğ­ rultusunda yetişmesinde ve ilerlemesinde önemli bir etken olmuştur. Öğrencilik döneminde yurdun sorunlarıyla ilgilenirken, Türk ve dünya hürriyet mücadelelerine gönül vermiş olan düşünür­ lerin ve yurtseverlerin eserlerini okuyan ve fikirlerini in­ celeyip benimseyen gençlerin arasında seçkin bir yer tut­ muştu. O'nun askerliğe karşı ilgisi, daha çocuk yaşlarda başlamış; ailesinden habersiz askeri okula yazılmıştı. Harp Akademisi, O'nun özellik ve yeteneklerini geliştirmek­ te önemli rol oynamış; ülkedeki şartlarıyla bu okulun mes­ leki eğitimi, gizli de olsa, verdiği hürriyet mücadelesi ruhu, genç Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Türklük için yeni bir zihniyet ve düzen sağlamak yolundaki fikir ve ina­ nışlarını olgunlaştırmıştır. Mustafa Kemal, devlet yönetiminin iyi işlemediğini, rüşve­ tin büyük boyutlara ulaştığını görmüş; keyfi idareden, özgürsüzlükten yakınmış ve bu görüşlerini çıkardıkları gaze­ teye de yansıtmıştı. Mustafa Kemal'in Kıt'a Yaşamının Başladığı Suriye'deki Faaliyetleri 1906 Ekimi'nde, Şam'daki bazı arkadaşlarıyla "Vatan ve Hür­ riyet" adlı bir cemiyet kurdu. Bu sırada, gizlice Selanik'e gitti; burada Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'nin bir şubesini açtı. 23 Temmuz 1908'de Meşrutiyet ilan edilmişti. 0 zaman Sela­ nik'te bulunan Mustafa Kemal, büyük ve köklü bir devrimin gerektiğine inanıyor; fakat görüşleriyle düşüncelerini kim­ seye kabul ettiremiyordu. Nihayet çevresini uyaramayacağını anlayınca, politikadan ilgisini kesti ve kendisini sadece askerliğe verdi. 31 Mart 1325 (13 Nisan 1909) olayı üzerine, Rumeli'de bir ordu teşkiline çalışanlar arasında verimli çabalarda bulun­ du. İstanbul'a ilk olarak yollanan birinci kademe birlikle­ rinin Kurmay Başkanlığını yaptı. Tümüyle "Hareket Ordusu" adını alan kuvvetlerin ayaklanmayı bastırma ve düzenin sağ­ lanmasındaki hizmetlerine önemli katkıda bulundu. Bu sırada Trablusgarp'te Meşrutiyet'e karşı ayaklanma olmuş­ tu. Bu ayaklanmayı fırsat bilen İttihat ve Terakki erkânı, Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal'i Selanik'ten uzaklaştırmak için Trablusgarp'e gönderdiler. Burada isyancıların elebaşlarıyla konuşan Mustafa Kemal, inkılâbın Halifeye karşı bir hareket olmadığını anlattı; onları ikna ederek kan dö­ külmeden isyanı bastırmış oldu. 1910 yılında Fransa'da düzenlenen Ficardie Manevrası'na ka­ tılan Mustafa Kemal, Harbiye Nezareti'ne gönderdiği rapor­ da; "Bu kadar hazırlık sulh için yapılmaz; Aklımızı başımı­ za almalıyız. Çıkacak harp, bütün dünyayı ateşe atabilir ve biz bunun dışında kalmalıyız" demişti. Osmanlı-İtalyan Harbi'ndeki Faaliyetleri Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) Mustafa Kemal, İtalyanların Trab­ lusgarp 'e çıkmaları üzerine, 15 Ekim 1911'de İstanbul'dan hareket etti; Kasım 1911 başında Bingazi'ye ulaştı. Bingazi ve Deme bölgelerinde başarılı muharebeler verdi. Bu sırada binbaşılığa yükseldi. 11 Mart 1912'de Deme Komutanlığı'na atandı. Balkan Hstrbi'ndeki Faaliyetleri Mustafa Kemal, 1912 Sonbaharı'nda rahatsızlandı ve izin ala­ rak 24 Ekim'de İstanbul'a hareket etti. Bu sırada Balkan Harbi başlamış bulunuyordu. İstanbul'da tedaviyle meşgul­ ken, Gelibolu Yarımadası'nda kurulan Bahrisefit Boğazı (Akdeniz-Çanakkale Boğazı) Kuvayi Mürettebesi Harekât Şubesi Müdürlüğü'ne tayin edildi. Sonra Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanlığı da yaptı. Balkan Harbi sırasında mağlup olan Türk ordusu. Çatalca ve Bolayır Mevzilerine çekilmişti. İttihat ve Terakki Erkânı, BabIali'yi basarak iktidarı ele geçirdi. Balkan Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu'ndan alınan toprak­ ların paylaşılmasında ihtilafa düşmüş, kendi aralarında çar­ pışmaya başlamışlardı. Bu durumdan faydalanan İttihat ve Terakkiciler, Türk ordusu­ nu taarruza geçirerek Edirne'yi aldı. Bu sırada Bolayır Kolordusu'nun Kurmay Başkanı olan Mustafa Kemal, Edirne'ye ilk giren Süvari Tugayı'nın başındaydı. Balkan Harbi'nden sonra Sofya Ataşemiliterliği'ne atanan Mustafa Kemal, yaptığı çalışmalarla Bulgaristan'ın İttifakı Müselles (Üçlü Bağlaşma) safında harbe girmesinde etkili oldu. Birinci Dünya Harbi'ndeki Faaliyetleri Mustafa Kemal, 28 Temmuz 1914'te başlayan Birinci Dünya Harbi'ne girmede acele edilmemesini önermiş; Fransız ordusu­ nun Avrupa'daki durumu düzeltebileceğini vurgulamıştı. Mustafa Kemal, Sofya Ataşemiliterliği'nden alınarak faal bir görev verilmesinde ısrar etti ve sonunda Gelibolu bölge­ sinde bulunan 3 ncü Kolordu emrinde kurulmakta olan 19 ncu Tümen Komutanlığı'na atandı. 19 ncu Tümen, 25 Şubat 1915'ten itibaren Ece Limanı-Seddülbahir kıyılarının savun­ masıyla görevlendirildi. Bu tümen, 23 Mart 1915'te Müstahkem Mevki Komutanlığı'ndan gelen bir emirle, Eceabat bölgesinde genel ihtiyata alındı. 1915 Martı'nın sonlarına doğru 5 nci Ordu'nun kurulması üze­ rine 19 ncu Tümen, bu ordunun ihtiyatı oldu. Aralarında Mustafa Kemal'in de bulunduğu Türk Komutanları, saldırganların tam kıyıda karşılanmasını ve karaya ayak bastırılmamasını düşünürken, 5 nci Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders düşmanın karaya çıkmasına fazla önem verilmeye­ rek, onun derinlikte yok edilmesine çalışılmasını planlamış ve emretmişti. Mustafa Kemal düşmanın karaya ayak bastırılmaması, yani kıyının kesinlikle elde tutulması görüşünde olduğu gibi, Kabatepe-Arıburnu bölgesinden çıkarma ihtima­ lini ileri sürüyordu. itilâf Devletleri, 18 Mart 1915'te Boğazı denizden zorlaya­ rak açamamıştı. Boğazı koruyan tabyaları, karadan yapılacak harekâtla düşürmeye ve böylece Marmara Denizi*ne girmeye karar verdiler. Bu nedenle 25 Nisan 1915'te Arıburnu ve Seddülbahir bölgelerine çıkarma başladı. Düşman çıkarması, Atatürk'ün düşündüğü gibi başlamış ve zayıf kıyı birliklerince karşılanmıştı. 0, ordudan emir alıncaya kadar geçecek zamanın aleyhimize olacağını ğ5z aıünde tutarak, sorumluluğu üzerine almak suretiyle taarruza geçti. Böylece kazanılan yerler ve zaman, gerideki tümen birliklerinin yetişmesini sağladı. Mustafa Kemal'in askeri alandaki üstün yeteneğini gören 5 nci Ordu Komutanı, O'nu 8 Ağustos 1915 tarihinde Anafarta­ lar Grubu Komutanlığı'na getirdi. Anafartalar'da kıyıya çı­ kan 9 ncu İngiliz Kolordusu'na taarruz ederek onları kıyı hattına doğru çekilmeye mecbur etti ve Conkbayırı'nda ger­ çekleştirdiği süngü taarruzuyla da cephenin insicamını sağ­ ladı . 10 Aralık 1915'te yukarıda belirtilen nedenlerle Anafarta­ lar Grup Komutanlığı'ndan ayrıldı. 27 Ocak 1916'da karargâ­ hı Edirne'de bulunan 16 ncı Kolordu'ya katıldı. Sonra karar­ gâhıyla birlikte Diyarbakır'a nakledildi. Bu sırada Ruslar, Bitlis ve Muş'u ele geçirmişlerdi. Mustafa Kemal, iç hat manevrasını uygulayarak Bitlis ve Muş'u kurtardı; Rus Ordu­ sunu geri çekilmeye mecbur etti. Mustafa Kemal Paşa, 2 nci Ordu Komutanlığı'ndan sonra Yıldı­ rım Ordular Grubu emrindeki 7 nci Ordu Komutanlığı'na geti­ rildi. 0 günlerde İrak'tâki harekât, kritik bir dönemde idi. Bağ­ dat düşman eline geçmiş; siyasi ve askeri sebeplerle Bağ­ dat'ın geri alınmasını tasarlayan Başkomutanlık, merkezi Halep'te bulunmak üzere Yıldırım Ordular Grubu'nu teşkil ederek komutanlığına Alman Generali Falkenhayn'ı getirmiş­ ti. Mustafa Kemal, ilk temaslarından itibaren Falkenhayn'ın düşünce ve işleriyle İrak harekâtının durumunu beğenmemek­ teydi. Başkomutan Vekiline gönderdiği 20 Eylül 1917 tarihli bir raporda, harekâtın ve ülkenin kötü durumunu anlatmaya çalıştıysa da yararlı bir sonuç alamadı. Ülke için hayırlı olmayan muharebeleri yönetmek ve boşuna kan dökmekten çok üzüntü duyan Mustafa Kemal, görevden çekilerek Ekim ortala­ rında İstanbul'a geldi. 15 Aralık 1917'den 5 Ocak 1918 tarihine kadar Almanya gezi­ sine çıkan Veliaht Vahdettin, Mustafa Kemal'i de birlikte götürdü. Mustafa Kemal, cephelere yapılan ziyaret sırasında Alman ordularının durumunu görmüş; yaptığı incelemeler so­ nunda bir yenilginin yakın olduğu kanısına varmıştı. Temas­ larında, en büyük Alman komutanlarına bu görüşlerini bildir­ mekten çekinmemişti. Almanya dönüşünde, çekmekte olduğu hastalığın tedavisi için Karlsbat'a gönderildi. 7 Ağustos 1918'de yeniden 7 nci Ordu Komutanlığı'na atandı. Bu sırada 7 nci Ordu, Nablus güneyi ile Şeria Nehri arasın­ daydı. Sağında 8, solunda 4 ncü Ordular bulunuyordu. Yaptır­ dığı keşiflerden ve ele geçen esirlerden İngilizlerin 19 Eylül'de taarruza geçeceğini saptayan Mustafa Kemal Paşa, ordusuna gerekli tedbirleri aldırmış; Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'na durumu bildirmiş ve 8 nci Ordu'nun da uyarılmasını önermişti. Bu öneriye önem vermeyen Liman von Sanders, 8 nci Ordu'yu ikaz etme lüzumunu duymamıştı. İngilizler, 19 Eylül sabahı çok üstün kuvvetlerle Yıldırım Ordu­ lar Grubu'na taaırruza başladılar. 8 nci Ordu'nun ağır za­ yiat vererek çekilmesi üzerine 7 nci Ordu'nun yanı açık kal­ mış; düşman kuvvetleri geri hatlara kadar sarkmıştı. Musta­ fa Kemal, ordusunu önce Şeria doğusuna geçirmeyi başardı; sonra da Der'a doğrultusunda çekilerek Şam bölgesine inti­ kal etti. Mustafa Kemal'e bu başarılarından dolayı fahri yaverlik unvanı verildi. Yıldırım Ordular Grubu Komutanı, Şam bölgesinde savunmaya geçilmesini düşünüyordu. Mustafa Kemal Paşa ise, düzensiz bir durumda çekilen birliklerle Şam bölgesinde savunulamayacağını iddia ediyor; Rayak kuzeyinde savunmaya geçilmesini öneriyordu. Gerçekten Mustafa Kemal'in dediği çıkmış; Şam, 30 Eylül 1918*de düşmüş ve burada bulunan iki Türk tümeni esir edil­ mişti. Nihayet, geç de olsa, Ordular Grubu Komutanlığı da bu karara uyup, bütün kuvvetlerin Rayak bölgesinde ve Mustafa Kemal'in emrinde toplanıp yeniden düzenlenmesini emretti. 15 Ekim 1918'de Halep'e gelen Mustafa Kemal Paşa, dağınık ve düzensiz bir şekilde çekilen birliklerle önce Halep'te, sonra da Halep kuzeyinde savunma hattını kurdu. 26 Ekim'de, Halep'in kuzeyinde taarruza geçen düşman, Musta­ fa Kemal tarafından püskürtüldü. Halep kuzeyi-Antakya hattı savaş sonuna kadar elde kaldı ve sonradan bu hat, Kurtuluş Savaşı cephelerinden birini teşkil etti. Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918'de Mondros'ta imzaladığı müta­ rekeyi ordulara bildirdi. Buna göre Alman subay ve general­ lerinin Türkiye'den ayrılmaları gerekiyordu. Bu sebeple Mustafa Kemal, Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı'nı Liman von Sanders'ten teslim aldı (31 Ekim 1918). Mustafa Kemal Paşa, mütarekenin esnek anlam taşıyan maddele­ rinin uygulamadaki muhtemel zararlarını önlemek için, yetki­ lileri uyarmaktan geri kalmamış; bütün tehlikeleri belirt­ miş, bir yandan da yeni olaylar karşısında tarihi görevinin ne olacağını düşünüp değerlendirmeye başlamıştı. Mütareke hükümlerinin daha kötü uygulanmasını önlemek için güneyde milli bir sınırın elde bulundurulmasına, barış görüşmelerin­ de kendisine dayanılabilecek ve uygun durumda bulunan kuv­ vetlerin varlığına önem veriyordu. Mustafa Kemal Paşa, mütareke sırasında 6 ncı ve 7 nci Ordu­ ların bulunduğ hattın sınır olarak kabulünü düşünüyordu. Halbuki İngilizler, ellerine geçirdikleri bir atlastan ya­ rarlanarak, bu sınırın Adana-Kahramanmaraş-Siirt hattının kuzeyinden geçeceğini iddia ediyor; bu hattın güneyinde kalan Türk birliklerinin teslim olmalarını istiyordu. Musta­ fa Kemal Paşa bu isteğe karşı çıktı; İngilizlerin İskende­ run'a asker çıkarmalarını kabul etmedi. İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanlığı ile Osmanlı ordusunun ve Devleti*nin başında bulunanlar, O'nun uyarma ve tenkitle­ rinden rahatsızlık duyuyordu. 7 Kasım 1918'de Yıldırım Ordu­ lar Grubu lağvedildi, kendisi de İstanbul'a çağrıldı. 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelen Mustafa Kemal Paşa, ülke­ nin hayrına olacağına inandığı temas ve tekliflere girişmeye başladı. Padişah ile görüşmeye muvaffak olmuştu. Ne yazık ki, devletin başındakilerin ve politikacıların ülkeyi kurta­ racak yetenek, niyet ve teşebbüste olmadıklarını gördü; ken­ disine inanan vatansever arkadaşlarıyla birlikte büyük bir mücadeleye atılmaktan başka çare kalmadığını anladı. Türk İstiklâl Harbi'ndeki Faaliyetleri İstanbul'a gelen Mustafa Kemal, yakın arkadaşlarıyla yaptı­ ğı görüşmeler ve aldığı kararlar sonunda, karargâhı Erzu­ rum'da bulunan 9 ncu Ordu Kıtaatı Müfettişliği'ne atanması­ nı sağladı. 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak, ölüm bulutla­ rıyla kaplanmış ülkeye yeni bir hayat güneşi gibi doğdu. Mustafa Kemal'in Samsun'a gelişinden dört gün önce, 15 Ma­ yıs 1919'da Yunanlıların İzmir'e çıkmasıyla Türk İstiklâl Harbi başlamış bulunuyordu. Bunun üzerine, Mustafa Kemal'in önderliğinde millet uyarılmaya ve teşkilatlandırılmaya baş­ landı . Böylece, ordunun dağıtılmasının önüne geçildi; milli imkân ve kabiliyetler harekete geçirilerek iç ve dış düşman­ ların üstesinden gelmek azim ve kararı ile, hazırlıklara başlandı. Mustafa Kemal, ilk günlerden itibaren ulusal bilincinin uyanmasına, bu çabaların millilik ve genellik vasfında bu­ lunmasına önem vererek halkoyuna başvurmuş; komutanlarla sağladığı işbirliğine paralel, ulusal kurtuluş teşkilatı ve güçlerle temasa geçerek onlardan ülke için geniş ölçüde ya­ rarlanmasını bilmiştir. 21/22 Haziran 1919 tarihli Amasya Tamimi (Genelgesi), Büyük Önder'in çaba ve atılımlarının ilk güçlü adımı oldu. Erzu­ rum'da iken 8 Temmuz 1919'da askerlikten ayrıldı. Bir mil­ let ferdi sıfatıyla halkın içine katılan Mustafa Kemal, mü­ cadeleyi millileştirme azminin belirtilerinden olarak, 23 Temmuz 1919'da Erzurum Kongresi'ni, 4 Eylül'de Sivas Kongre­ si 'ni toplamayı başarmakla düşünce ve ülkülerini gerçekleş­ tirme yoluna girdi. "Vilâyât-î Şarkiye Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesi", Erzurum Kongresi'ni açtı. Mustafa Kemal Paşa, Kongre Başkanlığına seçildi. Misakı Milli dahil olmak üzere, çok önemli kararlar alınan Sivas Kongresi'nin sonunda, 11 Eylül 1919 günü Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti kuruldu ve Heyeti Temsiliyesi seçildi. Mustafa Kemal, bu Heyeti Tem­ siliye 'nin de başkanı oldu. Nihayet 0, Heyeti Temsiliye merkezini 27 Aralık 1919'da An­ kara'ya nakletti. 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan Büyük Millet Meclisi ile yeni Türk Devleti'nin temeli atılmış oldu. Mustafa Kemal, Meclis Başkanlığı'na; bir süre sonra da kurulan Büyük Millit Meclisi Hükümeti'nin başına getiril­ di. İstanbul'da açılan son Osmanlı Meclisi, Mustafa Kemal'in gayretleriyle Misaki Milli'yi kabul etti; Meclisin çalışma­ larından memnun olmayan İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı, 16 Mart 1920'de İstanbul'u işgal etti ve Meclisi bastı. Pa­ dişah da İngilizlerin etkisiyle Meclisi dağıttı. Gerek dağı­ tılan Meclisten Ankara'ya gelebilen milletvekilleri ve ge­ rekse bölge bölge kurulan savunma örgütleri ve ileri atılan yurtseverler, Mustafa Kemal'in açtığı bayrak altında toplan­ maya başlamışlardı. Çete muharebeleri ve kısmen askeri bir­ liklerin mukavemetiyle başlayan harekât, zamanla muntazam birlikler kurularak sürdürüldü. Doğu Cephesi'nde, Gümrü'nün ele geçirilmesi ve 2 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması'nın kabulü, önemli siyasi ve aske­ ri kazançlar sağladı. İnönü mevzilerine 2 kez taarruz eden Yunan ordusu, yeniden kurulmasına çalışılan Türk ordusunun iman dolu göğsüne çarparak parçalandı ve böylece kuvvetleri­ miz, içte ve dışta varlığını kabul ettirmiş oldu. Gün geç­ tikçe kuvvetlenen Türk ordusunun çekilmesine meydan verme­ den imha etmeye karar veren Yunan Başkomutanlığı, 10 Tem­ muz 1921'de başlayan ve 24 Temmuz'a kadar süren Kütahya-Eskişehir Muharebesi'nde kuşatıcı taarruza geçmiş ve Afyon ile Kütahya'yı ele geçirmişti. Dolayısıyla Batı Cephesi'ndeki birliklerin durumu da kritikleşmişti. Bugüne kadar yapılan muharebelerde, teşkilâtını tamamlaya­ bilmesi için zaman kazanmak amacıyla stratejik savunma ya­ pan Türk ordusunun, bu kerre de kesin sonuçlu muharebeyi kabul etmeyerek çekilmesi gerekiyordu. Eskişehir gibi önemli bir merkezin ve geniş bir arazinin elden çıkması gerek kamuoyunda ve gerekse TBMM’..de olumsuz tepkilere yol açacaktı. Bütün şimşekleri üzerin-e çekmeyi göze alan Mustafa Kemal, askerliğin gereğini uygulamış; or­ dunun Sakarya Nehri gerisine çekilmesini istemişti. Mustafa Kemal'in 5 Ağustos 1921'de Başkomutanlığa seçilme­ siyle hızlanan ve güçlenen Sakarya savunması, geceli gündüz­ lü 22 gün sürdükten sonra. Türkün zaferiyle sonuçlanacak; Başkomutan "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vataının her karış toprağı, vatanda­ şın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz..." sözüyle askerlik tarihine yeni bir taktik kural armağaın etmiş olacaktır. Ka­ zanılan bu büyük zafer, Orta Asya'dan kopup gelen Türk ruhu­ nun sönmediğini, milletin üstün yeteneklerinin tükenmedi­ ğini bütün dünyaya bir daha hatırlatmış ve ispat etmişti. Nitekim, doğudaki Türk zaferinden sonra, 16 Mart 1921'de imzalanan Moskova Antlaşması'nı 20 Ekim 1921'de Fransızlar­ la yapılan Ankara Antlaşması izlemiş; sonuç olarak Doğu ve Batı âlemi, Anadolu ihtilâline karşı daha olumlu vaziyet almak ihtiyacını duymuştu. 26 Ağustos'ta başlayan Büyük Taarruz, geçen acı ve kötü gün­ leri silip parlak ufuklar açmış; 30 Ağustos 1922'de Başkomu­ tan Mustafa Kemal'in bizzat idare ettiği Başkomutan Muhare­ besi ile Türk ve dünya tarihine yeni bir ders ve örnek ve­ rilmişti . Bu askeri sonuç, 11 Ekim 1922'de imzalanan Mudsınya Mütare­ kesi ile tescil edilecek; bundan sonra Türk İstiklâl Har­ bi 'ne karşı koyan Saltanat makamı, 1 Kasım 1922'de kaldırı­ lacak; Türk ulusu 24 Temmuz 1923'te gerçekleşen Lozan Ant­ laşması ile Mustafa Kemal'in idealindeki şerefli yerini ala­ caktır. Cumhuriyet Dönemindeki Faaliyetleri Asker Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı'na atıldığı günlerden itibaren, ismen olmadığı zamanlarda bile, fiilen Türk ordusu ve ulusunun başkomutanı ve devlet başkanı göreviyle sorumlu­ luklarını üzerine almış ve bir benzeri olmayan üstün başarı­ larla yürütmüştü. Teşkilat merkezinin Ankara'ya getirilmesi, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyetin ilanı, 3 Mart 1924'te Halifeli­ ğin kaldırılması, 20 Nisan 1924'te Anayasa (Teşkilatı Esa­ siye Kanunu)'da ilk değişikliklerin yapılması gibi idari ve hukuki gelişmeler, hep O'nun çabalarının ve sarsılmaz ira­ desinin eseridir. Bu bütün içinde, 25 Kasım 1925'te gerçekleştirilen Şapka İnkılâbı, toplumumuza büyük yararlar sağlayan ve diğer mil­ letlerle işbirliğini kolaylaştıran uluslararası takvim ve saatin kabulü, kadınlara medeni hakların verilmesi batılı­ laşma yolunda önemli atılımlar olmuştur. Türk Alfabesi'nin kabulüyle büyük bir kültür hamlesi yapıl­ mış ulusal eğitim için çağdaş usullerle işleyen kuruluşlar meydana getirilmiş, Tevhidi Tedrisat Kanunu ve Medeni Ka­ nun kabul edilmiştir. Bütün bunlar O'nun unutulmaz ve ölmez başarılarındandır. Mustafa Kemal'in en önemli hizmetlerinde biri de. Genelkur­ may Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak ile işbirliği yaparak ordu­ yu politikadan kurtarması ve modernleştirmeye çalışmasıdır. Bütün bu hizmetler, yeni ve çağdaş Türk devletinin kurulma­ sını sağlamıştır. Ağır şartlar ve çetin mukavemetler karşısında Lozan'da tam olarak kurtarılamayan Boğazlar, Montrö Antlaşması ile 21 Temmuz 1936'da bütün kayıtlardan arınmış; bir yandan da Hatay'ın kurtuluş imkânları hazırlanmıştı. Bunlar, Ata­ türk'ün gerçekleştirmek istediği ulusal ülkülerden, maddi hayatının sonuna rastlayan başarılarındandır. Atatürk, 10 Kasım 1938 günü saat 09.05'te hayata gözlerini yummuştu. O'nun yerine Cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, verdiği beyanatta, Atatürk'ün yaptığı hizmetleri dile getir­ miş ve "Vatan sana minnettardır!" diyerek Türk Milletinin de hissiyatına tercüman olmuştu. Maddi varlığıyla Ankara'daki Anıtkabir'de yatan Atatürk, manevi vaırlığıyla çok sevdiği ve uğruna canını vermeye hazır olduğu ulusunun kalbinde sonsuza dek yaşayacaktır.

Yerler ve Harita

Veri yok

Görseller

Veri yok

Kaynaklar